Ana içeriğe atla

KUR’AN-I KERİM KONULARI: (V) İLE BAŞLAYANLAR

 

KUR’AN-I KERİM KONULARI: (V) İLE BAŞLAYANLAR

VA’D ETTİĞİN MÜKAFATLARI BİZE LÜTFET

O mütefekkir akıl sahipleri, şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Peygamberlerinin vâsıtasıyla bize va’d ettiğin mükâfatları, bize lütfet!” Âl-i İmrân-194/74

VA’DE NE ÖNE ALINABİLİR, NE DE ERTELENEBİLİR

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Bizim imhâ ettiğimiz her memleket hakkında mutlaka daha önceden kararlaştırılmış bir va’de, bir kader vardır. Hiçbir ümmet, va’desini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir!” Hicr-4,5/261

VA’Dİ İLAHİ HAKTIR, BİR KISMINI GÖRSEN DE GÖRMESEN DE ONLAR BİZE DÖNECEKLERDİR

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Habibim Ya Muhammed! Sen sabret! Allah’ın va’di Haktır. Böylece onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını Sana göstersek de, yahut Sana göstermeden Rûhunu yanımıza alsak da sonunda onlar, dönüp huzurumuza getirileceklerdir (ve müstehak oldukları şeyleri, tadacaklardır). Mü’min-77/474

VA’Dİ İLAHİ MUTLAKA GERÇEKLEŞİR, AMA AKLI GÖZÜNE İNMİŞLER BUNU İDRAK EDEMEZLER

Hiç umulmadığı bir zaman diliminde (üç ile dokuz yıl arasında) Bizansın, kudretli Sasanilere karşı galip geleceğini Allah-ü Teâlâ va’d ediyor ve va’dinden dönmeyeceğini de beyan ediyor. (Aklı gözüne indiği için) insanların ekserisinin bu va’din gerçekleşemeyeceğini sandıklarından, bilemediklerini bildiriyor. Ve va’d ettiği gibi yakın zamanda da bu zafer, gerçekleşiyor. Mü’minler seviniyor, müşrikler yeriniyor. Rûm-6,7/404

VA’D EDİLEN ŞEYLER, MUTLAKA BAŞINIZA GELECEKTİR

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Size va’d edilen şeyler, mutlaka başınıza gelecektir. Ve siz, bunun önüne geçemezsiniz!” En’âm-134/144

VADİDEKİ KAYALARI YONTUP SAĞLAM EVLER EDİNEN SEMUD’A BU EVLER DE ÇARE OLMADI!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Görmedin mi Rabbin, vâdideki kayaları yontarak (kendilerine sağlam evler yapan) Semûd’a da (nasıl azâb etti)?” Fecr-9/592

VAHDANİYYETE ALLAH’IN BİRLİĞİNE DELİL TEŞKİL EDEN AYET-İ KERİME

“Gökte ve yerde Allah’dan başka tanrılar olsaydı, oraların nizâmı bozulurdu. Öyle ise Arş’ın sâhibi Allah, onların isnâd ettikleri vasıflardan münezzehdir!” Nizâm bozulmadığına göre Allah’dan başka tanrı yoktur. Enbiyâ-22/322

VAHİY BİR MÜDDET GECİKİNCE CEBRAİL AS, EFENDİMİZE SAV ŞÖYLE DEDİ

Cebrail as, vahyin bir müddet gecikmesinden sonra bu duruma üzülen peygamberimize geldiğinde O’nu teselli bâbında şöyle dedi: “Biz melekler, ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde ve arkamızda, yani bütün geçmiş ve gelecek ve bunlar arasında neler varsa hepsi O’na (Allah’a) aiddir. Rabbin (seni) aslâ unutmaz.” Meryem-64/308

VAHİY İNDİRDİK HER BİRİNE

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim Ya Muhammed!) Nuh’a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğimiz gibi Sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.” Nisâ-163/103

VAHİY NÜBÜVVETİN BAŞLANGICINDA LİHİKMETİN BİR MÜDDET GECİKMİŞTİ

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim Ya Muhammed! Vahyin bir müddet gecikmesiyle) Rabbin Seni terketmedi, Sana darılmadı da!” Duhâ-3/595

VAHİY TAMAMLANMADAN ÖNCE KUR’AN’I OKUMADA ACELE ETME!

Allah-ü Teâlâ, Rasulüllah Efendimize “Ey Habibim! Vahiy tamamlanmadan önce unutma endişesi ile Kur’an’ı okumada acele etme!” buyurmuştur. Tâhâ-114/319

VAHŞİ HAYVANLAR DİRİLTİLİP BİRARAYA TOPLANACAK

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Vahşî hayvanlar, diriltilip biraraya toplandığı zaman İnsan, (hayır ve şer) ne hazırladığını öğrenecektir!” Tekvîr-5/585

VAHYE SIMSIKI SARIL, MUHAKKAK Kİ, SEN DOĞRU YOLDA OLANSIN!

Allah-ü Teâlâ şöyle buyuruyor: “Habibim Ya Muhammed! Sana vahyedilen buyruklara Sen, sımsıkı sarıl! Muhakkak ki Sen dosdoğru yolda olansın!” (Resûlüllah’a olan emir, bütün müslümanlara da emirdir.) Zuhruf-43/491

VAHYE TABİ OL!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Resûlüm, Rabbinden Sana ne vahyolunuyorsa ona tabi ol! O’ndan başka ilâh yoktur. Onun için Sen de müşriklerden uzak dur!” En’âm-106/140

VAHYE TABİYİZ VE SABIRLA MÜKELLEFİZ

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim Ya Muhammed!) Sana Rabbinden ne vahyolunursa ona tabi ol ve Allah, hükmünü izhar edinceye kadar sabret! Çünki O hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” (Bu emir, Resûlüllah’ın sav şahsında herkesedir!) Yûnus-109/220

VAHY-İ KUR’AN TOPTAN DEĞİL DE CELSE CELSE GELMESİ HİKMETİN TA KENDİSİDİR

Allah-ü Teâlâ, “ibret alsınlar diye sözü (vahyi), onlar için birbiri ardından getirdik” buyuruyor. Evet vahyin, zaman zaman sorulan sorulara cevap olarak gelmesi, onun tam bir “Vahy-i İlâhi” olduğunu isbad eder. Toptan gelseydi “bir köşeye çekildi, kendi uydurdu veya eski kutsal kitaplardan zamana uygun güncellemesini yaptı”gibi iftiraların arkası kesilmezdi. Efendimizin sav ümmi olması ve vahyin celse celse gelmesi, Kur’an-ı Kerimin bir mu’cizesidir. Kasas-51/391

VAHYİ KÜÇÜMSEYEN MÜNAFIKLARIN DEĞİŞİK BİR ENTRİKALARI

“Yeni bir Sûre indirildiğinde o münâfıklardan bazıları: ‘Bu inen kısım, hanginizin imanını artırdı acaba?’diyerek vahyi küçümserler. Ama bu, iman edenlerin imanını, yakînini arttırır ve onlar sevinip birbirlerini müjdelerler.” (Münâfıkların bu şekilde söylemeleri, kendi nifâklarını sabit tutmak, zayıf mü’minlere ise şüphe vermektir.) Tövbe-124/206

VAHYİ PEYGAMBERİMİZE CEBRAİL AS ÖĞRETTİ

Peygamber Efendimize indirilen vahyi, kuvveleri şiddetli, mükemmel bir akla sahib olan Cebrail as öğretti (vahyetti). Necm-5,6/525

VAHYİ UNUTMAMAK, HEMEN ANINDA EZBERLEMEK İÇİN ACELE EDEREK DİLİNİ KIMILDATMA!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim Ya Muhammed! Cebrail Sana vahyi bitirmeden) onu (Kur’an âyetlerini) acele (ezber) etmek için dilini kımıldatma! Şüphesiz ki onu, Senin kalbinde toplamak ve onu Sana okutmak Bize ait bir iştir (bu hususta müsterih ol ve endişelenme)!” Kıyamet-16,17/576

VAHYİ, PEYGAMBER EFENDİMİZ EKSİKSİZ OLARAK, AYNEN TEBLİĞ EDER!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “O (peygamber Muhammed) gayb hakkında, vahiy hususunda cimri davranan (vahyin bir kısmını saklayıp) sizden esirgeyen biri değildir (vahyi aynen, eksiksiz olarak tebliğ eder). Tekvîr-24/586

VAHYİN BİR KISMINI ANLATMAYI TERK Mİ EDECEKSİN? BÖYLE YAPMAZSIN VE YAPMA!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim Ya Muhammed!) Şimdi Sen (müşriklerin): ‘O’na bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?’ demeleri yüzünden belki göğsün daralarak sana vahyolunanın bir kısmını terk edecek olursun. Fakat Sen böyle yapmazsın ve yapma! Zira Sen sadece uyaran bir elçisin.” (Aslında bu mesaj, Efendimizin sav şahsında kıyamete kadar gelecek mürşitleredir.) Hûd-12/221

VAHYOLUNANA TABİ OLUN, KAFANIZDA PEYGAMBER MODELİ ÇİZMEYİN!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim Ya Muhammed!) De ki: Ben, size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum, daha ‘Ben gaybı bilirim’, daha ‘Ben meleğim’ de demiyorum. Bana ne vahyediliyorsa Ben, ancak ona tabi olurum.” (Keyfinize göre bir peygamber modeli çizmeyin!) En’âm-50/132

VAKIA SURESİ

Mekke Dönemi’nde nazil olmuştur. 96 âyettir. Vâkıa-0/533

VALLAHİ GÖRDÜ, HEM DE RABBİNİN DELİLLERİNDEN EN BÜYÜĞÜNÜ GÖRDÜ

Peygamber Efendimiz sav, Mi’racda iken Rabbinin Âyetlerinden en büyüğünü gördü. Gördüğü bu Âyet nedir? Mahiyetini ancak Allah ve Resûlü bilir. Hz. Ebu Zerr, gördüğü bu en büyük Âyet O’nun Allah’ı görmesidir dese de, Hz.Aişe Vâlidemiz, Efendimizin sav Allah’ı görmediğini beyan etmiştir. Necm-18/525

VARİS-İ NEBİ MÜRŞİD-İ KAMİL BÜYÜKLER İLE BABAMIZIN OĞLU GİBİ KONUŞAMAYIZ!

Allah-ü Teâlâ, Âyet-i Kerimesi’nde Peygamberinin odasının dışından (babasının oğlunu çağırır gibi) seslenerek çağırmayı, edebe muğayir ve kerih görmüştür. Zira Efendimizin misyonu olan Dini neşretmek vazifesi, onun saniyelerini dahi altın zaman dilimine çevirdiğinden O’nu çağırmak sûretiyle meşgul etmek, dine zarar vermek anlamına gelmektedir. Müceddit ve benzeri üstün Dinî misyon sahibi Mürşid-i Kâmillerin de zamanları, bu katagoride sayıldığından onlar da meşgul edilmemelidir. Mes’ûliyeti mûciptir. Hucürat-4/514

VATAN MÜDAFAASINDA DÜŞMAN KARŞISINDA DURMAYIP KAÇANA HESABI SORULUR

Münâfıkların yaptığı gibi, düşman karşısında dimdik duracağına, firar etmeyeceğine dair söz verdiği halde sıkıştığında sıvışıp firar eden hâinlere bu dünyada hesap sorulmasa veya sorulamasa bile Allah, Ahirette elbette hesabını soracağını bildiriyor. Hiçbir hâinin hıyâneti, yanına kâr kalmaz! Ahzâb-15/418

VAY O KAFİRLERİN HALİNE!

Bir inat uğruna ayaklarına kadar gelen iman hakikatlarını reddeden o kâfirlerin, şiddetli bir azabdan dolayı vay hallerine! İbrahim-2/254

VAY O KİMSELERİN HALİNE Kİ!

Elleriyle kitap yazıp sonra “bu Allah`dandır!” diyerek az bir menfaat karşılığında satarlar. Vay onlara ki, ateşlerini kendi elleriyle kazanıyorlar! Vay onlara ki, büyük vebal altındadırlar. Bakara-79/11

VAZİFE BEKLENİLMEZ; BEKLENTİ İÇİNDE OLANLARA DA VAZİFE VERİLMEZ

Allah-ü Teâlâ bu Âyette, Efendimize hitab ederek diyor ki: “Bu kitabın (Kur’an’ın) Sana vahyedileceğini ummuyordun; bu ancak, Rabbinden bir rahmet olarak Sana vahyedildi.” (‘Peygamberlik gelse gelse bana gelir!’ diyen Ebu Cehil’e peygamberlik verilmedi; peygamber olmayı aklının köşesinden bile geçirmeyen ve fakat ‘Ya Rab! Şu halk, şu sapıklıktan nasıl kurtulacak’ diye göz yaşları döken Efendimize sav verildi.) Kasas-86/395

VAZİFENİ TAM OLARAK YERİNE GETİRMEDİN! SANA VERİLENE BİR BAK DA BİR DAHA DÜŞÜN!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Hayır, (böbürlenmesin o) insan! O, Allah’ın buyruğunu tam olarak yerine getirmedi. Hele şimdi insan, yiyeceğinin (kaynağına) bir baksın! Biz, (buluttan yağmur) suyunu bol bol döktük, sonra yeri (bitki ile) güzelce yardık da orada dâneler, hububatlar, üzüm bağları, yoncalar, zeytinlikler, hurmalıklar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunları, sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için yaptık. (Bunlara karşı insana nankörlük değil, şükür yakışırdı.)” Abese- 23,32/584

VE AHİRU DEAVAHÜM EN-İL HAMDÜ LİLLAHİ RABBİL ALEMİN!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Onların (mü’minlerin) orada (cennette) duaları: ‘Elhamdü lillahi Rabb-il Âlemîn=Hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.’ diye sona erer.” Yûnus-10/208

VEKİL DEĞİLİM SİZİN ÜZERİNİZE, ZATEN NE HALİNİZ VARSA İLERİDE GÖRECEKSİNİZ!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim Ya Muhammed!) Halbuki bu Kur’an, hakikatın tâ kendisi olduğu halde, kavmin onu yalanladı. (Her devirde bu yalanlama işini tekrarlayanlar ekseriyeti teşkil eder.) De ki: ‘Ben sizin üzerinize bir vekil (sorumlu) değilim!’ Her haberin kararlaşacağı (vuku’ bulacağı) bir zaman vardır. Siz de ileride öğreneceksiniz!” En’âm-66,67/134

VEKİL, BEKÇİ DEĞİLDİR RESULÜLLAH KİMSEYE!

Allah-ü Teâlâ buyurdu: “(Habibim Ya Muhammed!) Biz bu kitabı (Kur’an’ı) Sana insanların faydası için Hak ile indirdik. Kim hidâyete ererse artık kendi lehinedir; kim de dalâlete düşerse kendi aleyhinedir. Sen onlara vekil (bekçi) değilsin!” Zümer-41/462

VEL AKIBETÜ LİL MÜTTEKIYN, AKIBET, SON KAZANÇ TAKVA SAHİPLERİNİNDİR!

Ey ümmet-i Muhammed sav içindeki ehl-i takvâ! Üzerinde bulunduğunuz sırat-ı müstekimde dişinizi sıkarak sabrediniz! Muhakkak ki sonunda ebedî olarak sevinecek, sizler olacaksınız. Zira Yüce Allah, Hûd Sûresi’nin 49. âyetinde: “İnnel Âkıbete lil müttekıyn!=Muhakkak ki, sonunda kazananlar, takvâ sahipleri olacaktır!” buyurmaktadır. Bu müjde, her şeye kâfi ve vâfi değil mi? Hûd-49/226

VELAYETİNİ ÜZERİNİZE ALDIKLARINIZIN MALLARINDA TASARRUF EDERKEN DİKKAT EDİN!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Ey veliler!) Allah’ın sizin için geçim vesilesi kaynağı olarak kıldığı mallarınızı (velisi bulunduğunuz kimselerin mallarını, özellikle yetimlerin mallarını), sefihlere (yerli yerinde kulanamayan akılsızlara) vermeyin; kendilerine (velâyetini üzerinize aldıklarınıza) onlardan (o mallardan) yedirin, onları giydirin ve onlara güzel söz söyleyin!” Nisâ-5/76

VELİ EDİNMEYİN YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARDAN!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanlardan veliler edinmeyin!(Yani işlerinizi, onların velâyetine, yönetimine, himâyesine bırakmayın.) Onlar, birbirlerinin velisidirler. Sizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır.” Mâide-51/116

VELİ OLARAK ALLAH YETER

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Allah, düşmanlarınızı pek iyi bilendir. Gerçek dost, veli olarak Allah, (size) yeter!” Nisâ-45/85

VELİMİZSİN SEN BİZİM ALLAHIM!

Musa as, yakarışına devamla: “ Bu Senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla kimi dilersen (küfürlerindeki israrları sebebiyle) dalâlete atarsın, kimi de dilersen (hikmetine binâen kendi lütfundan) hidâyete erdirirsin. Sen bizim Velimizsin, bize mağfiret eyle, bize merhamet buyur, çünki Sen bağışlayanların en hayırlısısın!” dedi. A’râf-155/168

VELİSİDİR ALLAH İMAN EDENLERİN

Allah, İman edenlerin velisidir, dostudur, yardımcısıdır, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Bakara-257/42

VESİLE ARAYIN ALLAH’A YAKLAŞMAK İÇİN!

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Ey iman edenler! (Allah’ın hukukunu gözeterek) Allah’dan sakının! O’na yaklaşmaya vesîle arayın (her bir şeyde Allah’ın rızası ne ise o tarafta olun) ve O’nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.” Mâide-35/112

VESVESE GELİRSE ŞEYTANDAN, HEMEN ALLAH’A SIĞIN!

“Eğer şeytandan gelen bir vesvese, seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın! Çünki O, duaları işitip icâbet eder ve her şeyi bilir.” A’râf-200/175

VESVESE ŞEYTANDAN GELİP SENİ DÜRTECEK OLURSA HEMEN ALLAH’A SIĞIN!

Sen kötülüğe karşı iyilik yapıyorsun ve bunu çok büyük bir sabırla devam ettiriyorsun ya, bu halde şeytanı kudurtmuş olursun! Eh şeytan bu, boş duracak, yan gelip yatacak hali yok ya! İllâ ki bir şeytanlık yapacak! Sana vesveseler vererek seni, bu en güzel hasletinden caydırmaya çalışacak. İşte o zaman ne yapacağını Rabbimiz söylüyor: “Derhal Allah’a sığın! Allah, her şeyi işiten ve bilenin tâ kendisidir!” Fussılet-36/479

VETTİİNİ’Yİ OKUYUP BİTİRDİKTEN SONRA, “BELA VE ENE ALA ZALİKE MİN-EŞ ŞAHİDİN” DE!

İster namazda, ister namaz dışında her ne vakit Tîn Sûresi’ni okursan, bittiğinde: “Belâ ve ene alâ zâlike min-eş şâhidîn (Evet ben de buna şahit olanlardanım)” de! Bu, sünnettir. Tîn-8/597

VURUN ONLARIN BOYUNLARINA, VURUN ONLARIN PARMAKLARINA

Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “O vakit (Bedir Savaşı esnasında) Rabbin meleklerine şöyle vahyediyordu: ‘Şüphesiz Ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere sebat verin! İnkâr edenlerin kalblerine korku salacağım; haydi, vurun onların boyunlarının üstüne! Ve vurun onların bütün parmaklarına!” Enfâl-12/177

VURUŞURLARSA BİRBİRİYLE MÜ’MİNLERDEN İKİ TOPLULUK, HEMEN ARALARINI DÜZELTİN!

Allah-ü Teâlâ’nın fermanı var: “Eğer mü’minlerden iki topluluk, birbirleriyle vuruşurlarsa, hemen aralarını düzeltin! Buna rağmen onlardan biri diğerine saldırırsa, Allah’ın emrine dönünceye kadar bu saldıran tarafla savaşın! Allah’ın emrine döndüğü takdirde aralarını hakkaniyetle düzeltin ve âdil olun! Şüphesiz ki Allah adâletli olanları sever.” (Mefhum-u muhalifiyle âdil davranmayanları ise sevmez!) Hucürat-9/515

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KADIN DÖVMEK VAR MIDIR İSLAM DİNİNDE?

                                                 KADIN DÖVMEK VAR MIDIR İSLAM DİNİNDE?                 İslam düşmanları güzel dinimize çamur atmak için bazı ayetleri dillerine dolayarak guya İslamiyetin kaba ve acımasız ve erkekleri kayırıcı bir din olduğundan bahsederler. Bu ayetlerin sayısı, iki elin parmağını geçmez. Aslında ayetler tabi ki yerli yerinde en doğru ve en isabetli olandır. Fakat kıt akıllarıyla anlayamıyorlar veya anladıkları halde şeytanlıklarından bile bile eleştiriyorlar. Kadınların zaaf damarlarından istifade ile onları kışkırtıyorlar. Bu çamur atma işinde serrişte ettikleri ayetlerden birisi de Nisa Suresi’nin 34. ayetidir. Haksız olduklarını Allah’ın izni ile gay...

PARMAK İZLERİNİN HATIRLATTIKLARI

                                                 PARMAK İZLERİNİN HATIRLATTIKLARI                 Kıyame Sûresi 3. ve 4. Âyetlerinin meallerini okuyalım! Bu âyetlerde Allah-ü Teâlâ buyuruyor ki: “İnsan kendisinin kemiklerini aslâ bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet! (Bir araya getiririz!) (Biz) onun parmak uçlarını (parmak izlerine varıncaya kadar) düzenlemeye (dünyadaki eski haline getirmeye) gücü yeteniz.”                 Parmak uçları denmesi, câlib-i dikkattir. Niçin? Parmak uçlarında ne var ki? Evet! Parmak uçlarında parmak izleri var! Bu âyetin nazil olduğu dönemde de parmak izlerinin va...

CEHENNEMDEN DAHA DEHŞETLİ OLAN

                Kur'an-ı Kerim'de cehennem azaplarından çokça bahsedilir. Ateş azabı, etlerin ve derilerin demir tırmıklarla taranması, irinden su içirilmesi, kaynar su içirilmesi, insanda et ve kemik bırakmayan, fakat terk de etmeyen Sakar Vadisi, zakkum yedirilmesi, diken yedirilmesi, kor haline gelmiş demir hücrelere konması, göğüs içerisine kızarmış demirler sokulması vs. vs. bahsedilir. bu azapların aralıksız tazelendiğinden, ülfet peyda etmediğinden, mola verilmediğinden ve kesintisiz ilelebet devam ettiğinden bahsedilir ki, düşünmesi bile insanın uykularını kaçırıyor.                - Bununla beraber cehennemden daha korkunç olanı var mıdır?               -Evet vardır!               -Nedir o?               -YOK OLMAK!               Üs...