KUR’AN-I KERİM KONULARI: (V) İLE
BAŞLAYANLAR
VA’D ETTİĞİN MÜKAFATLARI BİZE LÜTFET
O mütefekkir akıl sahipleri, şöyle
derler: “Ey Rabbimiz! Peygamberlerinin vâsıtasıyla bize va’d ettiğin
mükâfatları, bize lütfet!” Âl-i İmrân-194/74
VA’DE NE ÖNE ALINABİLİR, NE DE
ERTELENEBİLİR
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Bizim imhâ
ettiğimiz her memleket hakkında mutlaka daha önceden kararlaştırılmış bir
va’de, bir kader vardır. Hiçbir ümmet, va’desini ne öne alabilir, ne de
erteleyebilir!” Hicr-4,5/261
VA’Dİ İLAHİ HAKTIR, BİR KISMINI
GÖRSEN DE GÖRMESEN DE ONLAR BİZE DÖNECEKLERDİR
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Habibim Ya
Muhammed! Sen sabret! Allah’ın va’di Haktır. Böylece onları tehdit ettiğimiz
şeylerin bir kısmını Sana göstersek de, yahut Sana göstermeden Rûhunu yanımıza
alsak da sonunda onlar, dönüp huzurumuza getirileceklerdir (ve müstehak
oldukları şeyleri, tadacaklardır). Mü’min-77/474
VA’Dİ İLAHİ MUTLAKA GERÇEKLEŞİR, AMA
AKLI GÖZÜNE İNMİŞLER BUNU İDRAK EDEMEZLER
Hiç umulmadığı bir zaman diliminde
(üç ile dokuz yıl arasında) Bizansın, kudretli Sasanilere karşı galip
geleceğini Allah-ü Teâlâ va’d ediyor ve va’dinden dönmeyeceğini de beyan
ediyor. (Aklı gözüne indiği için) insanların ekserisinin bu va’din
gerçekleşemeyeceğini sandıklarından, bilemediklerini bildiriyor. Ve va’d ettiği
gibi yakın zamanda da bu zafer, gerçekleşiyor. Mü’minler seviniyor, müşrikler
yeriniyor. Rûm-6,7/404
VA’D EDİLEN ŞEYLER, MUTLAKA BAŞINIZA
GELECEKTİR
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Size va’d
edilen şeyler, mutlaka başınıza gelecektir. Ve siz, bunun önüne geçemezsiniz!” En’âm-134/144
VADİDEKİ KAYALARI YONTUP SAĞLAM
EVLER EDİNEN SEMUD’A BU EVLER DE ÇARE OLMADI!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Görmedin
mi Rabbin, vâdideki kayaları yontarak (kendilerine sağlam evler yapan) Semûd’a
da (nasıl azâb etti)?” Fecr-9/592
VAHDANİYYETE ALLAH’IN BİRLİĞİNE DELİL
TEŞKİL EDEN AYET-İ KERİME
“Gökte ve yerde Allah’dan başka
tanrılar olsaydı, oraların nizâmı bozulurdu. Öyle ise Arş’ın sâhibi Allah, onların
isnâd ettikleri vasıflardan münezzehdir!” Nizâm bozulmadığına göre Allah’dan başka
tanrı yoktur. Enbiyâ-22/322
VAHİY BİR MÜDDET GECİKİNCE CEBRAİL
AS, EFENDİMİZE SAV ŞÖYLE DEDİ
Cebrail as, vahyin bir müddet
gecikmesinden sonra bu duruma üzülen peygamberimize geldiğinde O’nu teselli
bâbında şöyle dedi: “Biz melekler, ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde ve
arkamızda, yani bütün geçmiş ve gelecek ve bunlar arasında neler varsa hepsi
O’na (Allah’a) aiddir. Rabbin (seni) aslâ unutmaz.” Meryem-64/308
VAHİY İNDİRDİK HER BİRİNE
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim
Ya Muhammed!) Nuh’a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğimiz gibi Sana da
vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına, İsa’ya,
Eyyub’a, Yunus’a, Harun ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.”
Nisâ-163/103
VAHİY NÜBÜVVETİN BAŞLANGICINDA LİHİKMETİN
BİR MÜDDET GECİKMİŞTİ
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim
Ya Muhammed! Vahyin bir müddet gecikmesiyle) Rabbin Seni terketmedi, Sana
darılmadı da!” Duhâ-3/595
VAHİY TAMAMLANMADAN ÖNCE KUR’AN’I
OKUMADA ACELE ETME!
Allah-ü Teâlâ, Rasulüllah Efendimize
“Ey Habibim! Vahiy tamamlanmadan önce unutma endişesi ile Kur’an’ı okumada
acele etme!” buyurmuştur. Tâhâ-114/319
VAHŞİ HAYVANLAR DİRİLTİLİP BİRARAYA
TOPLANACAK
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Vahşî
hayvanlar, diriltilip biraraya toplandığı zaman İnsan, (hayır ve şer) ne
hazırladığını öğrenecektir!” Tekvîr-5/585
VAHYE SIMSIKI SARIL, MUHAKKAK Kİ,
SEN DOĞRU YOLDA OLANSIN!
Allah-ü Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Habibim Ya Muhammed! Sana vahyedilen buyruklara Sen, sımsıkı sarıl! Muhakkak
ki Sen dosdoğru yolda olansın!” (Resûlüllah’a olan emir, bütün müslümanlara da
emirdir.) Zuhruf-43/491
VAHYE TABİ OL!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Resûlüm, Rabbinden
Sana ne vahyolunuyorsa ona tabi ol! O’ndan başka ilâh yoktur. Onun için Sen de
müşriklerden uzak dur!” En’âm-106/140
VAHYE TABİYİZ VE SABIRLA MÜKELLEFİZ
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim
Ya Muhammed!) Sana Rabbinden ne vahyolunursa ona tabi ol ve Allah, hükmünü
izhar edinceye kadar sabret! Çünki O hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” (Bu
emir, Resûlüllah’ın sav şahsında herkesedir!) Yûnus-109/220
VAHY-İ KUR’AN TOPTAN DEĞİL DE CELSE
CELSE GELMESİ HİKMETİN TA KENDİSİDİR
Allah-ü
Teâlâ, “ibret alsınlar diye sözü (vahyi), onlar için birbiri ardından getirdik”
buyuruyor. Evet vahyin, zaman zaman sorulan sorulara cevap olarak gelmesi, onun
tam bir “Vahy-i İlâhi” olduğunu isbad eder. Toptan gelseydi “bir köşeye
çekildi, kendi uydurdu veya eski kutsal kitaplardan zamana uygun güncellemesini
yaptı”gibi iftiraların arkası kesilmezdi. Efendimizin sav ümmi olması ve vahyin
celse celse gelmesi, Kur’an-ı Kerimin bir mu’cizesidir. Kasas-51/391
VAHYİ KÜÇÜMSEYEN MÜNAFIKLARIN
DEĞİŞİK BİR ENTRİKALARI
“Yeni bir Sûre indirildiğinde o
münâfıklardan bazıları: ‘Bu inen kısım, hanginizin imanını artırdı
acaba?’diyerek vahyi küçümserler. Ama bu, iman edenlerin imanını, yakînini
arttırır ve onlar sevinip birbirlerini müjdelerler.” (Münâfıkların bu şekilde
söylemeleri, kendi nifâklarını sabit tutmak, zayıf mü’minlere ise şüphe
vermektir.) Tövbe-124/206
VAHYİ PEYGAMBERİMİZE CEBRAİL AS
ÖĞRETTİ
Peygamber Efendimize indirilen
vahyi, kuvveleri şiddetli, mükemmel bir akla sahib olan Cebrail as öğretti
(vahyetti). Necm-5,6/525
VAHYİ UNUTMAMAK, HEMEN ANINDA
EZBERLEMEK İÇİN ACELE EDEREK DİLİNİ KIMILDATMA!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim
Ya Muhammed! Cebrail Sana vahyi bitirmeden) onu (Kur’an âyetlerini) acele
(ezber) etmek için dilini kımıldatma! Şüphesiz ki onu, Senin kalbinde toplamak
ve onu Sana okutmak Bize ait bir iştir (bu hususta müsterih ol ve
endişelenme)!” Kıyamet-16,17/576
VAHYİ, PEYGAMBER EFENDİMİZ EKSİKSİZ
OLARAK, AYNEN TEBLİĞ EDER!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “O
(peygamber Muhammed) gayb hakkında, vahiy hususunda cimri davranan (vahyin bir
kısmını saklayıp) sizden esirgeyen biri değildir (vahyi aynen, eksiksiz olarak
tebliğ eder). Tekvîr-24/586
VAHYİN BİR KISMINI ANLATMAYI TERK Mİ
EDECEKSİN? BÖYLE YAPMAZSIN VE YAPMA!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim
Ya Muhammed!) Şimdi Sen (müşriklerin): ‘O’na bir hazine indirilmeli veya
beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?’ demeleri yüzünden belki göğsün
daralarak sana vahyolunanın bir kısmını terk edecek olursun. Fakat Sen böyle
yapmazsın ve yapma! Zira Sen sadece uyaran bir elçisin.” (Aslında bu mesaj,
Efendimizin sav şahsında kıyamete kadar gelecek mürşitleredir.) Hûd-12/221
VAHYOLUNANA TABİ OLUN, KAFANIZDA
PEYGAMBER MODELİ ÇİZMEYİN!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim
Ya Muhammed!) De ki: Ben, size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’
demiyorum, daha ‘Ben gaybı bilirim’, daha ‘Ben meleğim’ de demiyorum. Bana ne
vahyediliyorsa Ben, ancak ona tabi olurum.” (Keyfinize göre bir peygamber
modeli çizmeyin!) En’âm-50/132
VAKIA SURESİ
Mekke Dönemi’nde nazil olmuştur. 96
âyettir. Vâkıa-0/533
VALLAHİ GÖRDÜ, HEM DE RABBİNİN DELİLLERİNDEN
EN BÜYÜĞÜNÜ GÖRDÜ
Peygamber Efendimiz sav, Mi’racda
iken Rabbinin Âyetlerinden en büyüğünü gördü. Gördüğü bu Âyet nedir? Mahiyetini
ancak Allah ve Resûlü bilir. Hz. Ebu Zerr, gördüğü bu en büyük Âyet O’nun
Allah’ı görmesidir dese de, Hz.Aişe Vâlidemiz, Efendimizin sav Allah’ı
görmediğini beyan etmiştir. Necm-18/525
VARİS-İ NEBİ MÜRŞİD-İ KAMİL BÜYÜKLER
İLE BABAMIZIN OĞLU GİBİ KONUŞAMAYIZ!
Allah-ü Teâlâ, Âyet-i Kerimesi’nde
Peygamberinin odasının dışından (babasının oğlunu çağırır gibi) seslenerek
çağırmayı, edebe muğayir ve kerih görmüştür. Zira Efendimizin misyonu olan Dini
neşretmek vazifesi, onun saniyelerini dahi altın zaman dilimine çevirdiğinden
O’nu çağırmak sûretiyle meşgul etmek, dine zarar vermek anlamına gelmektedir.
Müceddit ve benzeri üstün Dinî misyon sahibi Mürşid-i Kâmillerin de zamanları, bu
katagoride sayıldığından onlar da meşgul edilmemelidir. Mes’ûliyeti mûciptir. Hucürat-4/514
VATAN MÜDAFAASINDA DÜŞMAN KARŞISINDA
DURMAYIP KAÇANA HESABI SORULUR
Münâfıkların yaptığı gibi, düşman
karşısında dimdik duracağına, firar etmeyeceğine dair söz verdiği halde
sıkıştığında sıvışıp firar eden hâinlere bu dünyada hesap sorulmasa veya
sorulamasa bile Allah, Ahirette elbette hesabını soracağını bildiriyor. Hiçbir
hâinin hıyâneti, yanına kâr kalmaz! Ahzâb-15/418
VAY O KAFİRLERİN HALİNE!
Bir inat uğruna ayaklarına kadar gelen iman
hakikatlarını reddeden o kâfirlerin, şiddetli bir azabdan dolayı vay hallerine!
İbrahim-2/254
VAY O KİMSELERİN HALİNE Kİ!
Elleriyle kitap yazıp sonra “bu Allah`dandır!” diyerek
az bir menfaat karşılığında satarlar. Vay onlara ki, ateşlerini kendi elleriyle
kazanıyorlar! Vay onlara ki, büyük vebal altındadırlar. Bakara-79/11
VAZİFE BEKLENİLMEZ; BEKLENTİ İÇİNDE
OLANLARA DA VAZİFE VERİLMEZ
Allah-ü Teâlâ bu Âyette, Efendimize
hitab ederek diyor ki: “Bu kitabın (Kur’an’ın) Sana vahyedileceğini ummuyordun;
bu ancak, Rabbinden bir rahmet olarak Sana vahyedildi.” (‘Peygamberlik gelse
gelse bana gelir!’ diyen Ebu Cehil’e peygamberlik verilmedi; peygamber olmayı aklının
köşesinden bile geçirmeyen ve fakat ‘Ya Rab! Şu halk, şu sapıklıktan nasıl
kurtulacak’ diye göz yaşları döken Efendimize sav verildi.) Kasas-86/395
VAZİFENİ TAM OLARAK YERİNE
GETİRMEDİN! SANA VERİLENE BİR BAK DA BİR DAHA DÜŞÜN!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Hayır, (böbürlenmesin
o) insan! O, Allah’ın buyruğunu tam olarak yerine getirmedi. Hele şimdi insan, yiyeceğinin
(kaynağına) bir baksın! Biz, (buluttan yağmur) suyunu bol bol döktük, sonra
yeri (bitki ile) güzelce yardık da orada dâneler, hububatlar, üzüm bağları,
yoncalar, zeytinlikler, hurmalıklar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve
çayırlar bitirdik. Bütün bunları, sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için
yaptık. (Bunlara karşı insana nankörlük değil, şükür yakışırdı.)” Abese-
23,32/584
VE AHİRU DEAVAHÜM EN-İL HAMDÜ
LİLLAHİ RABBİL ALEMİN!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Onların (mü’minlerin) orada
(cennette) duaları: ‘Elhamdü lillahi Rabb-il Âlemîn=Hamd Âlemlerin Rabbi
Allah’a mahsustur.’ diye sona erer.” Yûnus-10/208
VEKİL DEĞİLİM SİZİN ÜZERİNİZE, ZATEN
NE HALİNİZ VARSA İLERİDE GÖRECEKSİNİZ!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Habibim
Ya Muhammed!) Halbuki bu Kur’an, hakikatın tâ kendisi olduğu halde, kavmin onu
yalanladı. (Her devirde bu yalanlama işini tekrarlayanlar ekseriyeti teşkil
eder.) De ki: ‘Ben sizin üzerinize bir vekil (sorumlu) değilim!’ Her haberin
kararlaşacağı (vuku’ bulacağı) bir zaman vardır. Siz de ileride
öğreneceksiniz!” En’âm-66,67/134
VEKİL, BEKÇİ DEĞİLDİR RESULÜLLAH
KİMSEYE!
Allah-ü Teâlâ buyurdu: “(Habibim Ya
Muhammed!) Biz bu kitabı (Kur’an’ı) Sana insanların faydası için Hak ile
indirdik. Kim hidâyete ererse artık kendi lehinedir; kim de dalâlete düşerse
kendi aleyhinedir. Sen onlara vekil (bekçi) değilsin!” Zümer-41/462
VEL AKIBETÜ LİL MÜTTEKIYN, AKIBET,
SON KAZANÇ TAKVA SAHİPLERİNİNDİR!
Ey ümmet-i Muhammed sav içindeki
ehl-i takvâ! Üzerinde bulunduğunuz sırat-ı müstekimde dişinizi sıkarak
sabrediniz! Muhakkak ki sonunda ebedî olarak sevinecek, sizler olacaksınız.
Zira Yüce Allah, Hûd Sûresi’nin 49. âyetinde: “İnnel Âkıbete lil müttekıyn!=Muhakkak
ki, sonunda kazananlar, takvâ sahipleri olacaktır!” buyurmaktadır. Bu müjde, her
şeye kâfi ve vâfi değil mi? Hûd-49/226
VELAYETİNİ ÜZERİNİZE ALDIKLARINIZIN
MALLARINDA TASARRUF EDERKEN DİKKAT EDİN!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “(Ey
veliler!) Allah’ın sizin için geçim vesilesi kaynağı olarak kıldığı mallarınızı
(velisi bulunduğunuz kimselerin mallarını, özellikle yetimlerin mallarını), sefihlere
(yerli yerinde kulanamayan akılsızlara) vermeyin; kendilerine (velâyetini
üzerinize aldıklarınıza) onlardan (o mallardan) yedirin, onları giydirin ve
onlara güzel söz söyleyin!” Nisâ-5/76
VELİ EDİNMEYİN YAHUDİ VE
HIRİSTİYANLARDAN!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Ey iman
edenler! Yahudi ve Hıristiyanlardan veliler edinmeyin!(Yani işlerinizi, onların
velâyetine, yönetimine, himâyesine bırakmayın.) Onlar, birbirlerinin
velisidirler. Sizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır.” Mâide-51/116
VELİ OLARAK ALLAH YETER
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Allah, düşmanlarınızı
pek iyi bilendir. Gerçek dost, veli olarak Allah, (size) yeter!” Nisâ-45/85
VELİMİZSİN SEN BİZİM ALLAHIM!
Musa as, yakarışına devamla: “ Bu
Senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla kimi dilersen (küfürlerindeki
israrları sebebiyle) dalâlete atarsın, kimi de dilersen (hikmetine binâen kendi
lütfundan) hidâyete erdirirsin. Sen bizim Velimizsin, bize mağfiret eyle, bize
merhamet buyur, çünki Sen bağışlayanların en hayırlısısın!” dedi. A’râf-155/168
VELİSİDİR ALLAH İMAN EDENLERİN
Allah, İman edenlerin velisidir,
dostudur, yardımcısıdır, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Bakara-257/42
VESİLE ARAYIN ALLAH’A YAKLAŞMAK
İÇİN!
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “Ey iman
edenler! (Allah’ın hukukunu gözeterek) Allah’dan sakının! O’na yaklaşmaya
vesîle arayın (her bir şeyde Allah’ın rızası ne ise o tarafta olun) ve O’nun
yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.” Mâide-35/112
VESVESE GELİRSE ŞEYTANDAN, HEMEN
ALLAH’A SIĞIN!
“Eğer şeytandan gelen bir vesvese, seni
dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın! Çünki O, duaları işitip icâbet eder ve
her şeyi bilir.” A’râf-200/175
VESVESE ŞEYTANDAN GELİP SENİ DÜRTECEK
OLURSA HEMEN ALLAH’A SIĞIN!
Sen kötülüğe karşı iyilik yapıyorsun
ve bunu çok büyük bir sabırla devam ettiriyorsun ya, bu halde şeytanı kudurtmuş
olursun! Eh şeytan bu, boş duracak, yan gelip yatacak hali yok ya! İllâ ki bir
şeytanlık yapacak! Sana vesveseler vererek seni, bu en güzel hasletinden
caydırmaya çalışacak. İşte o zaman ne yapacağını Rabbimiz söylüyor: “Derhal
Allah’a sığın! Allah, her şeyi işiten ve bilenin tâ kendisidir!” Fussılet-36/479
VETTİİNİ’Yİ OKUYUP BİTİRDİKTEN
SONRA, “BELA VE ENE ALA ZALİKE MİN-EŞ ŞAHİDİN” DE!
İster namazda, ister namaz dışında
her ne vakit Tîn Sûresi’ni okursan, bittiğinde: “Belâ ve ene alâ zâlike min-eş
şâhidîn (Evet ben de buna şahit olanlardanım)” de! Bu, sünnettir. Tîn-8/597
VURUN ONLARIN BOYUNLARINA, VURUN
ONLARIN PARMAKLARINA
Allah-ü Teâlâ buyuruyor: “O vakit
(Bedir Savaşı esnasında) Rabbin meleklerine şöyle vahyediyordu: ‘Şüphesiz Ben
sizinle beraberim; haydi iman edenlere sebat verin! İnkâr edenlerin kalblerine
korku salacağım; haydi, vurun onların boyunlarının üstüne! Ve vurun onların
bütün parmaklarına!” Enfâl-12/177
VURUŞURLARSA BİRBİRİYLE MÜ’MİNLERDEN
İKİ TOPLULUK, HEMEN ARALARINI DÜZELTİN!
Allah-ü Teâlâ’nın fermanı var: “Eğer
mü’minlerden iki topluluk, birbirleriyle vuruşurlarsa, hemen aralarını
düzeltin! Buna rağmen onlardan biri diğerine saldırırsa, Allah’ın emrine
dönünceye kadar bu saldıran tarafla savaşın! Allah’ın emrine döndüğü takdirde
aralarını hakkaniyetle düzeltin ve âdil olun! Şüphesiz ki Allah adâletli
olanları sever.” (Mefhum-u muhalifiyle âdil davranmayanları ise sevmez!) Hucürat-9/515
Yorumlar
Yorum Gönder