Ana içeriğe atla

GÜNEŞİN ZARARLARINDAN KORUNMAK KUR'AN'DA ZİKREDİLMİŞ

            Kur'an-ı Kerim'in Nahl Suresi 81. Ayetinin meali şöyle: "Allah yarattıklarından sizin için gölgeler de yaptı, hem sizin için dağlardan barınaklar kıldı ve sizi sıcaktan muhafaza edecek elbiseler ve savaş(lar)ınızda sizi koruyacak zırhlar yaptı. Böylece üzerinizde olan ni'metini tamamlar ki, Müslüman olasınız (selamette bulunasınız)."
            Sıcaktan korunmak için elbiseler giyilmez. Aksine çıkarılır. Öyleyse ayette "sıcaktan muhafaza edecek" denmesi ne anlama gelir? Buradan şunları anlayabiliriz:
            1- Güneş sıcaklığı çıplak deriyi yakar. deri hücrelerinin ölmesine sebep olur. Bu da deri hastalıklarına, özellikle deri kanserine sebep olur.
            2-Güneşin yeryüzüne ulaşan bazı ışınları vardır ki, bunlara UV (Ultraviyole Işınları) denir. Bunlardan biri UVA Işınları'dır. Bu ışınlar derinin alt katmanlarına kadar iner, cildin yaşlanmasına ve kırışıklığa sebep olur. Uzun süre güneş altında kalmak cilt kanserinin olmasına yol açabilir.
            3-Güneşin yeryüzüne ulaşan ışınlarından biri de UVB Işınlarıdır. Bu ışınların büyük bir kısmı Ozon Tabakası tarafından tutulur. Küçük kısmı yeryüzüne iner. Bunlar, güneş yanığına sebep olur, gözlere zarar verir, cilt kanserine sebebiyet verebilir.
            4-Elbise giyilmeli ki güneşin bu tür zararlarından korunulabilsin. Allah, elbiseyi soğuğa karşı vücut  ısısının korunması, insana vakar veren, onu hayvanlardan ayırd eden ziyneti kılması yanında güneşin zararlı ışınlarına karşı da koruyucu bir nimet kılmıştır. Çöldeki insanların üstünü başını sarıp sarmalaması bundandır.
            5-Atmosferdeki Ozon Tabakası da bir nevi elbisemizdir. Güneşten gelen bilhassa UVC ışınlarının tamamını, UVB ışınlarının büyük bir kısmını filtre eder, böylece insanları güneşin zararlarından korur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KADIN DÖVMEK VAR MIDIR İSLAM DİNİNDE?

                                                 KADIN DÖVMEK VAR MIDIR İSLAM DİNİNDE?                 İslam düşmanları güzel dinimize çamur atmak için bazı ayetleri dillerine dolayarak guya İslamiyetin kaba ve acımasız ve erkekleri kayırıcı bir din olduğundan bahsederler. Bu ayetlerin sayısı, iki elin parmağını geçmez. Aslında ayetler tabi ki yerli yerinde en doğru ve en isabetli olandır. Fakat kıt akıllarıyla anlayamıyorlar veya anladıkları halde şeytanlıklarından bile bile eleştiriyorlar. Kadınların zaaf damarlarından istifade ile onları kışkırtıyorlar. Bu çamur atma işinde serrişte ettikleri ayetlerden birisi de Nisa Suresi’nin 34. ayetidir. Haksız olduklarını Allah’ın izni ile gay...

CARİYELİK VE KÖLELİK MESELESİ

                                           CARİYELİK VE KÖLELİK MESELESİ               Sosyal medyada İslam'ı lekelemek isteyenlerin en çok serrişte ettikleri konulardan biri de cariyelik ve kölelik meselesidir. Sanki cariyelik ve köleliği İslam icat etmiş de Batı Dünyası bunu yasaklayarak insanlık etmiş algısı oluşturuluyor. Malesef bilgi eksikliğinden bu algıya kapılanlar da çok oluyur.               Konuyu ayrıntılı olarak analiz edelim:               Önce cariyelik ve kölelik ne zaman başladı, bunu bilelim. Cariyelik ve kölelik insanlık tarihi boyunca hep olagelmiştir. İslam'ın doğduğu 7. asırda çok yaygın olarak cariye ve kölelik vardı. İslam kendisini bu ortamda buldu. Hazreti Yusuf'un köle olarak satıldığını herkes biliyor ve kabul ed...

CEHENNEMDEN DAHA DEHŞETLİ OLAN

                Kur'an-ı Kerim'de cehennem azaplarından çokça bahsedilir. Ateş azabı, etlerin ve derilerin demir tırmıklarla taranması, irinden su içirilmesi, kaynar su içirilmesi, insanda et ve kemik bırakmayan, fakat terk de etmeyen Sakar Vadisi, zakkum yedirilmesi, diken yedirilmesi, kor haline gelmiş demir hücrelere konması, göğüs içerisine kızarmış demirler sokulması vs. vs. bahsedilir. bu azapların aralıksız tazelendiğinden, ülfet peyda etmediğinden, mola verilmediğinden ve kesintisiz ilelebet devam ettiğinden bahsedilir ki, düşünmesi bile insanın uykularını kaçırıyor.                - Bununla beraber cehennemden daha korkunç olanı var mıdır?               -Evet vardır!               -Nedir o?               -YOK OLMAK!               Üs...